Tevessül Nedir?

dawud | Ekim 11, 2017 | 0 | Uncategorized

Tevessül; bir zatı, peygamberi veya hayırlı bir ameli vesile edinerek, yüce Allâh’a dua etmek ve O’ndan istekte bulunmaktır. Dinimizde çok önemli bir yere sahip olan ve bütün Müslümanların amel ettiği tevessül ile ilgili birçok dini delil mevcuttur.
Allâh-u Teâlâ El-Mâideh Sûresi’nin 35. Ayet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor:
<< وَابْتَفُوا إلَيْهِ الْوَسِيلَةَ >>
Anlamı: “ Allâh’ın rızasına ulaştıracak vesileler edininiz.”
Yüce Allâh El-İsrâ Sûresinin 57. Ayet-i Kerimesi’nde de şöyle buyuruyor:
<< يَبْتَغُونَ إلى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ >>
Anlamı: “ Allâh’ın rızasını kazanmak için vesile ararlar.”
Ayetlerden anlaşılıyor ki Allâh’ın rızasına ulaştıracak her şey birer vesiledir. Yani Allâh’ın rızasına kavuşmamızı sağlayacak her ne amel olursa olsun, bu amelleri işleyip, bu amellerin vesilesiyle Allâh’ın razı olduğu kullardan olabiliriz.
Tevessül ’ün caiz olduğuna dair hadislerden de birçok delil vardır. Bunların arasında en meşhur olan Hadis-i Şerif ise “âmâ hadisi” olarak bilinen hadistir. Bu hadiste tevessülün caiz olduğu ve Peygamber Efendimiz’in tevessülü bizzat öğrettiği apaçık bir şekilde beyan edilmiştir.

 

Peygamber Efendimiz bir mecliste bulunduğu sırada âmâ(kör) bir adam meclise gelir ve Peygamber Efendimiz’den gözlerinin açılması için dua ister. Peygamber efendimiz âmâ(kör) olan adama, bu duruma sabretmesinin kendisi için daha hayırlı olacağını söyler. Âmâ olan adam ise kendisine bakacak, hizmet edecek kimsenin olmadığını söyleyip gözlerinin açılması için dua ister. Peygamber efendimiz bunun üzerine âmâ (kör) olan adama şu duayı etmesini söyler:
<< اللّهُمَّ إنِي أسْئَلُكَ وَ أُتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِنَبِيِّكَ مُحَمَّد نَبِيِّ الرَّحْمَةِ يَا مُحَمَّد إِنِّي أَتَوَجَّهُ بِكَ إِلَى رَبِّي فِي حَاجَتِي لِتُقْضَى لِى >>
Anlamı: “Allâh’ım, Senden diliyor ve rahmet peygamberi olan peygamberin Muhammed ile senin rahmetine yöneliyorum. Ey Muhammed, hacetimin giderilmesi için seni vesile kılarak Rabb’imin rahmetine yöneliyorum.” (İmâm Et-Tabârânî / Mu’cem Es-Sağîr, Mu’cem El-Kebîr)

 

O mecliste bulunan sahabelerden Osmân Bin Huneyf Allâh’ın adıyla yemin ederek şöyle dedi:  Daha meclisimiz dağılmadan ve üzerinden çok vakit geçmeden çok âmâ olan adam, gözleri açılmış bir şekilde meclise geldi.” Yani âmâ(kör) olan bu adamın meclisten ayrılıp bu duayı ettikten sonra gözlerinin açıldığı ve gözleri açıldıktan sonra meclise döndüğü anlaşılmaktadır. Bu hadisten, bazı kimselerin “tevessül sadece hayatta ve hazır bulunan kişiyle yapılır” iddiasının doğru olmadığı apaçık bir şekilde anlaşılmaktadır. Çünkü âmâ olan kişi Peygamber Efendimiz’in bulunmadığı bir ortamda bu duayı yapmıştır. Peygamber Efendimiz bizzat kendisi bunu öğretmiştir.

Konu geniş ölçekli olarak değerlendirilip ele alınacak bir konudur. Tevessülün dinimizdeki yerini ve caiz olduğunu kısaxa belirtmek istedim.

İlahiyatçı-Yazar Davut ÖKTEN

Benzer Postlarımız

KABİR HAYATI

dawud | Ocak 16, 2018 | 0

Kabir hayatı, dünya hayatıyla ahiret arasında bir köprü gibidir. Bu hayata berzah hayatı da denilir.  Kabir hayatı, hadisin ifadesiyle, "Ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur." (İmâm…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar