Nuzul Hadisi Tefsiri

dawud | Kasım 24, 2016 | 2 | Akâid , Anasayfa , Hadis , Tefsir

Ehlisünnet âlimleri tefsir yaparken şu kaideye göre hareket etmektedirler. En güçlü tefsir ayetin başka bir ayetle tefsir edilmesiyle ya da hadisin ayetlerle tefsir edilmesiyle, hadisin başka bir hadis ile tefsir edilmesiyle olur. Bu kaide müteşabih ayet ve hadislerin gerçek manalarını anlamak için izlenecek en güçlü yoldur ve bütün ehlisünnet âlimleri de bu yolu izlemişlerdir. Ancak bazı kimseler müteşabih ayet ve hadisleri uygun olmayan bazı zahiri anlamlarına göre yorumlayarak, islâm’ın temel kaidelerine ve iman meselelerine zıt düşmektedirler. Bu yanlış olan düşüncenin peşine düşerek, Allâh’ı teşbih yoluna giden bazı kimseler, şu hadisi kendilerine delil olarak almaktadırlar. Ancak şunu öncelikli olarak beyan etmemiz gerekiyor ki bu müteşabih bir hadistir. O hadis şöyledir;

قال الرسول : ينزل ربنا في كل ليلة الى السماء الدنيا حين يبقى ثلث الليل اﻵخر يقول من يدعوني فأستجيب له و من يسألني فأعطيه و من يستغفرني فأغفر له

Hadisin asıl Anlamı şöyledir: “ Allâh meleklerine birinci semaya inmelerini emreder ve melekler derler ki ( Rabden tebliğ ederek) kim dua eder ki duasını kabul edeyim, kim istekte bulunur ki isteğini vereyim, kim bağışlanmayı diler, onu bağışlayayım.” ( İmâm Buhari ve İmâm Muslim )

Ancak bu hadisin asıl manasından saptırıp, bu müteşabih hadis-i şerifi zahirine göre alan bazı kesimler bulunmaktadır. Hadiste geçen ” يَنْزِلُ رَبّنَا “

İbaresinin Allâh’ın nuzul etmesi manasında açıklamakta ve bütün temel islâm kaideleri ve Allâh’ın tenzihi konusunu hiçe saymaktadırlar. Bunu söylemekle ( Allâh’ın nuzul ettiğini söylemeleriyle) Allâh’a hareket, intikal, değişim, mekân gibi sadece yaratılmışlar için kullanılabilecek sıfatları nispet etmiş olur ve Allâh’ı cisimlere benzetmiş olurlar. Bu da Allâh hakkında acizlik olur ki, bunu söyleyen kimseler Allâh’ı aciz kılmış olurlar ve bu kimseler İslâm’dan ayrılmıştır.

Ancak başta da zikrettiğimiz gibi Ehl-i sünnet âlimlerinin yolu hadis-i başka hadislerle ya da hadisi ayetlerle açıklamışlardır. Bu tefsirin en faziletli faziletli ve güçlü olanıdır.

İşte Ehl-i sünnet âlimleri, İmâm Buhari de ve imam Muslim’de geçen bu hadis-i, Kutubi Sittenin yazarlarından biri olan imam En-Nesefi’nin rivayet etmiş olduğu şu sahih hadis ile açıklamıştırlar:

قال الرسول : إن الله يهمل حتى يمضي شطر الليل اﻷول ثم يأمر مناديا فيقول هل من داع يستجاب له هل من مستغفر يغفر له هل من سائل يعطى

Anlamı: Allâh gecenin ilk yarısından sonra bir münadiye (meleğe) şöyle demesini emreder. “ dua eden yok mu? Duasını kabul edeyim, bağışlanma dileyen yok mu? Bağışlayayım. İsteği olan yok mu? İsteğini vereyim.

İşte sözü edilen ve İmâm Buhari ve imam Muslim’in kitaplarında geçen nuzul hadisi rivayeti, ancak nesainin rivayet etmiş olduğu hadisle açıklanabilir.

Ehl-i Sünnet âlimlerinin nuzul hadisi hakkındaki bazı yorumlarını zikredecek olursak.

İmam kurtubi nuzul hadisini şu şekilde açıklıyor. “ bu hadisin te’vili hakkında farklı görüşler vardır. Buna dair yapılan açıklamaların en uygunu nesai’nin kitabında müfesser olarak gelen şu rivayettir. “ Ebu hureyra rasulallâh aleyhisselam buyurdu ki: şüphesiz aziz ve celil olan Allah gecenin ilk yarısı geçinceye kadar mühlet verir sonra bir münadiye

Emrederek şöyle der: dua eden var mı? Duası kabul olunacak, bağışlama dileyen var mı? Ona mağfiret olunacak. İstekte bulunan var mı? İstediği ona verilecek.” Ebu Muhammed Abdul hak bunun sahih olduğunu rivayet etmiştir. İşte bu hadisteki ifadeler. Bir önceki hadisteki müşkilliği kaldırmakta ve her türlü ihtimali açıklamaktadır. Birinci hadisteki ifadeler. Bir önceki hadisteki müşkilliği kaldırmakta ve her türlü ihtimali açıklamaktadır. Birinci hadisteki ifadeler muzafın hazfedilmesi kabilindedir. Yani “Rabbimizin meleği iner ve derki…” anlamındadır. Yine buradaki iner kelimesi “ indirilir” şeklinde de rivayet edilmiştir ki bu da bizim sözünü ettiğimiz hususa açıklık getirmektedir.

Şayet bu hadis-i şerifte geçen nuzul hareket intikal anlamındaki nuzul değildir. Allâh hareket ve intikalden münezzehtir.

Allâh yaratılmışların sıfatlarıyla vasıflandırılmaz ve yaratılmışlara benzemez.

Allâh-u tealâ eş-şura sürresinin 11. Ayetinde şöyle buyurmuştur.

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Anlamı: “ Allâh hiçbir şeye benzemez O, işiten ve görendir.”

Bedruddin ibn-i cewzih’de nuzul için, ancak cisimlerin özelliği olduğundan ve intikalin söz konusu olduğuna değinmiştir. Ve şöyle açıklamıştır bunu: intikal 3 şey ile olur. İntikal eden, intikal edilen yer ve intikal edilecek yer. Bunların tamamı yaratılmışların sıfatlarından olup Allâh hakkında muhaldir (imkânsızdır). Deniliyor ki “ Allâh gecenin üçte birlik kısmında semaya iner ve der ki… Ancak bilinmektedir ki gecenin 3’te 1’lik kısmı dünyanın her bölgesinde farklılık göstermektedir. Böylelikle Allâh’a sürekli inip çıkmayı nispet etmiş oluyorlar. Yani Allâh’a durmadan semaya inip sonra yükselmeyi nispet etmiş olurlar. Buda intikal anlamına gelir ki Allâh hakkında intikal imkânsızdır.

Bu hadis-i şerifin anlamına ayet-i kerimeler ışığında bakacak olursak, Hadis’in müteşabih bir ayet olduğu ve zahirine göre alınmayacağı açıkça görülecektir.

İmam Ahmed bin Hanbel tefsirinde şu ayeti kerimeyi şöyle tefsir etmiştir.

Allâh’u tealâ El-Fecr suresinin 22. Ayetinde şöyle buyuruyor:

وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

Anlamı:    “ Allâh’ın emri geldi ve melekler geldiler ve saf saf dizildiler.”

Ahmed bin Hanbel buradaki  “gelişi” Allâh’ın kudretinin eserinin gelişi yani Allâh’ın emrinin gelişi olarak tefsir etmiştir. Haşa buradaki geliş intikal ve hareket anlamında olan ‘geliş’   değildir. Çünkü hareket ve intikal yaratılmışlara has sıfatlardandır.

Allâh’a hareketi, intikal etmeyi nispet etmek kişiyi İslâm’dan ayırmaktadır. “Hareket etmek”    demek, bir evvel ki durumdan başka bir halde bulunmak yani bir halden başka bir hale intikal etmek demektir. Hareket etmeden önceki durumunu değiştirip başka bir hale geçmek demek, sonradan olan(hâdis, muhdes) bir halin, hareket sahibine hulûl’ ü anlamına gelmektedir. Çünkü hareket eden varlık, hareket etmeden önce bir başka haldedir. Hareketle birlikte sonradan meydana gelmesi ve ona hulul etmesi manasını taşır. Allâh’ın yaratılmış olanlara( sonradan var olanlara, ezeli olmayanlara) hulûl ettiğine inanmak ise Allâh’ın hadis (sonradan var olmasını iddia etmek demektir. Çünkü hareket etmek demek bir halden başka bir hale değişmek demektir. Yani bir hale geçmek demek, eski halin sonlanması ve yeni halin ise yaratılmasıyla mümkün olur. Böylece Allah’a değişmeyi nisbet ederek, yaratılmış olmasını da nispet etmiş olurlar

Benzer Postlarımız

KADININ SESİNİN HÜKMÜ

dawud | Temmuz 10, 2018 | 0

KADININ SESİNİN HÜKMÜ Dört mezhebe göre kadının sesi haram değildir. İmam Taberânî’nin el-Mu’cemu’l Evsat’ında ve Fethu’l Bârî adlı eserin Nikâh Kitabında (9. Cilt, 225. Sayfa) bildirildi ki: “Sâbit olan bir…

2 thoughts on “Nuzul Hadisi Tefsiri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar