KELİME-İ ŞEHÂDET’İN MANASI

dawud | Aralık 11, 2017 | 0 | Akâid , Anasayfa

“Kelime-i Şehâdet“ ifadesi “kelime“ ve “şehâdet“ sözcüklerinden oluşan bir tamlamadır. “Kelime“; söz, “Şehâdet“ ise, şahitlik etme, tanıklık yapma anlamına gelir. Arapçada “şehâdet etme“ hem bilme, hem inanma hem de dil ile ikrâr etme anlamlarını içerir. Kelime-i Şehâdet’i mânâsını bilerek ve ona îmân ederek söylemek her mükellefe farzdır. Öyle ki gayrimüslim olanın İslâm’a girmek için derhal, Müslüman’ın ise namazlarında Kelime-i Şehâdet’i söylemesi vaciptir. Kelime-i Şehâdet’in Arapça metni şöyledir: ِ اللهُـولُسَا رًـدّمَحُ مَّنَ أُدَهْ شَأَ وُ الله َّ لِ إَـهَلِ إ َ لْنَ أُدَهْ شَأ “Şehâdet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki Muhammed ﷺ Allâh’ın Resûlüdür.“ Kelime-i Şehâdet bazen şu şekilde söylenir: ُـهُـولُسَرَ وُهُـدْبَا عًـدّمَحُ مَّنَ أُدَهْ شَأَ وُ الله َّ لِ إَـهَلِ إ َ لْنَ أُدَهْ شَأ

 

Bu da: “Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed  ﷺ O’nun kulu ve Resûlüdür.“ anlamına gelir. Kelime-i Şehâdet iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Allâh inancıyla, ikinci bölüm ise Peygamber inancıyla ilgilidir. Birinci bölümde “Eşhedu ellâ ilâhe illallâh“ derken Allâh’tan başka İlâh olmadığına şehâdet ediyoruz. Yani Allâh’ın tek İlâh olduğunu, O’ndan başka İlâh bulunmadığını ifade ediyoruz. İlâh ise bütün yaratıkları yoktan var eden ve ibâdet edilmeye hakkıyla lâyık olan demektir. Allâh’ın tek ilâh olduğuna ve O’ndan başka ilâh olmadığına inanmaya İslâm’da “Tevhîd İnancı“ denir. Tevhîd inancı ise İslâm inancının esasıdır. Bir kimse tevhîd inancına sahip olmadığı sürece Müslüman olamaz. İkinci bölümde ise Efendimiz Muhammed’in  ﷺ Allâh tarafından insanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderildiğine şehâdet ediyoruz. Peygamberler Allâh’ın hükümlerini, emirlerini ve yasaklarını, O’ndan vahiy ile alarak Allâh’ın kullarına bildiren kişilerdir. İşte biz şehâdet kelimesini söylerken Efendimiz

 

Muhammed’in ﷺ Allâh’ın Peygamberi olduğuna şahitlik etmekteyiz. Yani bunun kesin gerçek olduğundan şüphe etmediğimizi dile getiriyoruz. Peygamber Efendimize ﷺ îmân etmek aynı zamanda bildirdiği her şeyin hak ve doğru olduğuna inanmak demektir. Şüphesiz bütün Peygamberler Allâh’tan haber verdikleri her konuda sâdıktırlar, bu konuda onlardan en küçük bir hata meydana gelmez. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Peygamber Efendimiz  ﷺ hakkında:  ىحوييحوالاوهناىوهلانعقطنبامو

“O, kendi hevâsına (arzularına) göre değil, ancak kendisine vahyedilenleri konuşur. (En-Necm 3, 4) diye bildirilmiştir. Her kim Peygamber Efendimizin ﷺ haber verdiğini bildiği herhangi bir şeye inanmaz veya ona razı olmaz ise îmân etmiş olmaz. Kelime-i Şehâdet’in iki kısmı bir bütündür. Efendimiz Muhammed’in ﷺ Allâh’ın Peygamberi olduğuna ve bildirmiş olduğu her şeyde sâdık olduğuna şehâdet etmeyen kimseler, Allâh’ın varlığına inanıyor olsalar bile, kesinlikle Mümin değillerdir. Ve bu hâl

 

üzere ölürlerse sonları şüphesiz ebedî Cehennem’dir. El-Feth Sûresinin 13. Âyet-i Kerîmesi’nin anlamı şöyledir: “Her kim Allâh’a ve Peygamberine inanmazsa, bilsin ki, biz kâfirler için şiddetli bir ateş hazırlamışızdır.“ Başka bir Âyet-i Kerîme’nin anlamı da şöyledir: “De ki: Allâh’a ve Peygambere iman edin. Eğer yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allâh, kâfirleri sevmez.“ (Âl-i İmrân 32) Peygamber Efendimize ﷺ inanmayanların kâfir oldukları ve onlar için Cehennem’in hazırlandığı açıkça ifade edilmiştir. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz ﷺ meâlen: “Allâh’ın adına yemin ederim ki bu ümmetten olan yahûdî veya hristiyan, beni duyup da bana ve getirdiğim şeylere îmân etmeden ölürse muhakkak ki Cehennem ehlinden olacaktır.“ (İmâm Müslim bu hadisin sahîh olduğunu bildirmiştir.)

Benzer Postlarımız

ALLÂH’A ÎMÂN

dawud | Aralık 12, 2017 | 0

  Allâh’a Îmân: Allâh’a ve O’nun bildirdiği her şeye teslimiyetle inanmaktır. Mükellefe farz olan ilk şey Allâh’ı tanımaktır, yani Allâh’a yakışan sıfatları bilip, o sıfatlarla vasıflı olduğuna îmân etmek ve…

Ridde Nedir?

dawud | Kasım 10, 2017 | 0

Ridde; İslâm dininden çıkmaktır ve küfrün en çirkin çeşididir. Hanefi âlimleri ve İmam Nevevi başta olmak üzere Şafii âlimleri küfrü üç kısma ayırmışlardır. Bunlar; sözlü, îtikâdi ve fiîli küfürdür.  …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar