Kadere İman Nedir?

dawud | Aralık 3, 2016 | 0 | Akâid , Anasayfa

 

İmânın şartlarından birisi de “Kadere îmân etmek”tir. Maalesef Peygamber Efendimiz’in vefâtından günümüze kadar ortaya çıkan bazı kişiler ve gruplar kaderi inkâr etmişlerdir.

Allâhu Teâlâ El-Kamer Sûresinin 49. Âyet-i Kerîmesinde şöyle buyuruyor:

﴿ إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ ﴾

Anlamı: Allâh her şeyi kendi takdîriyle yaratmıştır.

Allâhu Teâlâ “El-Furkân Sûresi’nin 2. Âyet-i Kerîmesinde buyuruyor ki:

﴿ وَلَمْ يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيرًا ﴾

Anlamı: Allâh’ın mülkünde şerîki yoktur ve her şeyi yaratandır, her şeyi takdiriyle vâr etti.

Allâhu Teâlâ Er-Ra’d Sûresinin 16. Âyet-i Kerîmesinde şöyle buyuruyor:

﴿ قُلِ اللهُ خَالِقُ كُلِّ شَىْءٍ ﴾

Anlamı: Allâh, herşeyi yaratandır.

Allâhu Teâlâ Et-Tekvîr Sûresinin 29. Âyet-i Kerîmesinde şöyle buyuruyor:

﴿ وَمَا تَشَاؤُونَ إِلا أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴾

Anlamı: “Âlemlerin Rabbi olan Allâh dilemedikçe sizin dileğiniz olmaz.

Peygamberimiz Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem buyuyor ki:

اَلْإِيمَانُ أَنْ تُؤْمِنَ بِاللهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَتُؤْمِنَ بِالقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ

Anlamı: “İmân ;Allâha, Meleklerine, Kitaplarına, Rasûllerine, Âhiret gününe ve Kaderin; hayır ve şerrin Allâhtan olduğuna îmân etmektir.

(İmâm Muslim)

Efendimiz buyurdu ki:

صِنْفَانِ مِنْ اُمَّتِي لَيْسَ لَهُمَا نَصِِيبٌ فِي الْاِسْلَامِ  اَلْقَدَرِيَّةُ وَالْمُرْجِئَةُ

Anlamı: “Ümmetimden iki sınıf insanın İslâmda nasipleri yoktur.Bunlar Murcieler ve kaderi inkâr edenlerdir.

Başka bir Hadîs-i Şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyorki:

لِكُلِّ اُمَّةٍ مَجُوسٌ وَ مَجُوسُ اُمَّتِي اَلَّذ۪ين يَقُولُونَ لَا قَدَرٌ

Anlamı: Her ümmetin mecûsîleri vardı. Benim ümetimin mecûsîleri ise kader yoktur diyenlerdir.

Başka bir Hadîs-i Şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

سِتَّةٌ لَعَنْتُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللهُ وَلَعَنَهُمْ كُلُّ نَبِيٍّ مُجَابٌ، اَلزَّائِدُ فِي كِتَابِ اللهِ وَالْمُكَذِّبُ بِقَدَرِ اللهِ

Anlamı: Altı sınıf insanı Allâh lanetledi, ben lanetledim ve her Peygamber onları lânetledi. İşte altı sınıf insandan birisi de kaderi yalanlayanlardır.

İmâm Ali  anh buyurdu ki: “Allâh her şeyi takdîri ile yarattı. Yani her şey Allâh’ın meşîeti iledir.”

Ebu’l Kâsim İshâk Bin Muhammed El-Kadi El-Hanefî Semerkandî hicrî 422 yılında vefât etmiştir.Bu zât Cebriye’yi ve Mu’tezile’yi zikrettikten sonra buyurduki: “Bu iki grup Müslüman değildir.Çünkü Cebriye Allâh’a, kulluğu isnâd etti; Kaderiye ise  kendilerine ilahlığı isnâd ettiler. Kaderiye der ki: “Kul şerri yaratır.” Bu sözleriyle insanları ve cinleri Allâh’a ortak koştular.

Allâhu Teâlâ El-En’âm Sûresinin 162. Âyet-i Kerîmesinde şöyle buyuruyor:

﴿ قُلْ إِنَّ صَلاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لا شَرِيكَ لَهُ ﴾

Allâh’u Teâlâ bu Âyet’te bize bildiriyor ki kulun namazı, ibadetleri, yaşamı ve ölümü Allâh’ın mülkü ve yaratması iledir. Kimse bunlarda ona ortak olamaz.

Bu Âyet-i Kerîme’de insanın ihtiyârî ve gayri ihtiyârî fiilerinin Allâh’ın yaratmasıyla olduğu beyân edilmiştir.

Ayrıca Es-Sâffât Sûresinin 96. Âyet-i Kerîmesinde Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَاللهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ  ﴾

Anlamı: Allâh sizi ve yaptıklarınızı da yaratandır.

Peygamber Efendimiz buyuruyorki:

اِنَّ اللهَ صَانِعُ كُلِّ صَانِعٍ وَ صَنَعَتِهِ

Anlamı: Allâh,sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratandır.

Başka bir Hadîs-i Şerîfte ise:

كُلُّ شَيْءٍ بِقَدَرْ حَتَّى الْعَجْزُ وَ الْكَيْسُ

Anlamı: ”Âcizlik ve akıllılık dâhil herşey Allâh’ın takdîri iledir. (Sahîh, Muslim)

Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem buyuyor ki (meâlen): Allâh sudan Kalemi ve Levhil Mahfuzu yarattı ve Kaleme dünyada Kıyâmete kadar hâsıl olacak herşeyi yazmasını emretti. Ve Kalem Allâh’ın emriyle Kıyâmete kadar dünyada hasıl olacak herşeyi Levhil Mahfuzda yazmıştır. (Buhârî, Beyhakî, Cârûdî)

İmâm Ali’nin oğlu Hasan Efendimiz buyurdu ki: “Allâh herşeyi takdir etti (diledi) ve Kalem’e dünyada Kıyâmet’e kadar hâsıl olacak herşeyi yazmasını emretti.”

İmâm Ebû Dâvûdun rivâyet ettiğine göre Peygamber Efendimiz bazı kızlarına şu sözü öğretti:

مَا شَاءَ اللهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ

Anlamı: Allâh’ın dilediği olur, dilemediği kesinlikle  olmaz.

Ehl-i Sünnet inancına göre ise kulun “kesb”i vardır. Kul irâdesiyle kesbettiği fiilerden dolayı sorumludur. Ve kişi kesbettiği fiilerden dolayı Kıyâmet Günü’nde hesâba çekilecektir. Kulun kesbi olduğuna ve bundan dolayı sorumlu olacağına dâir; Allâh-u Teâlâ El Bakara Sûresi’nin 286. Âyet-i Kerîme’sinde şöyle buyurmuştur:

﴿ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَااكْتَسَبَتْ ﴾

Mânâsı: Kul kesb ettiği hayırlı amellerden faydalanır (sevâb); kesb ettiği kötü ameller ise onun aleyhine olup, ona zarar verir (günâh).

İşte kul bu irâdesiyle yapmış olduğu fiilerden dolayı hesâba çekilecektir. İmâm Ebû Hafs Ömer En-Nesefî  rahimehullâh, meşhûr olan “Nesefî Akîdesi” adlı eserinde mânâ olarak şunu bildirmiştir: “Kulun yapmış olduğu fiiller Allâh’ın yaratmasıyladır. Kulun, yapmış olduğu fiilde sâdece kesbi vardır; yaratan ise Allâh-u Teâlâ’dır.”

Bizim dilediklerimiz, Allâh dilerse gerçekleşir, dilemezse gerçekleşmez.

Cebriye ise der ki: “İnsan mecburdur, havada asılı olan tüy gibidir. Rüzgâr hangi tarafa eserse o tarafa gider.” Yani kulların mecbur olduğunu, sorumlu olmadıklarını söylediler. Mu’tezile grubu ise dedi ki; Allâh iyiliği yarattı; kötülüğü ise kullar yaratır. Yine bazı Mu’tezile inancına mensup kişiler derler ki: “Allâh cisimleri yaratır,cisimler ise kendi fiillerini yaratır.” Yani kul, kendi irâdesiyle yapmış olduğu fiillerin yaratıcısıdır. Bu sözleriyle Allâh’a ortak koştular. Bu inançta olan kimseler Ehl-i Sünnet dâiresinde değildir. Kader konusunda yukarıda zikrettiğimiz Âyet-i Kerîme, Hadîs-i Şerîf ve alimlerin sözleri delîldir ki; kadere îmân etmek farzdır. Kaderi inkâr eden ise Müslüman değildir. Bu inançta olan bir kimsenin bozuk inancını terkedip İslâm dînine girme niyetiyle Kelime-i Şehâdet’i söylemesi gerekir. Hidâyet Allâh’tandır.

Benzer Postlarımız

KADININ SESİNİN HÜKMÜ

dawud | Temmuz 10, 2018 | 0

KADININ SESİNİN HÜKMÜ Dört mezhebe göre kadının sesi haram değildir. İmam Taberânî’nin el-Mu’cemu’l Evsat’ında ve Fethu’l Bârî adlı eserin Nikâh Kitabında (9. Cilt, 225. Sayfa) bildirildi ki: “Sâbit olan bir…

ALLÂH’A ÎMÂN

dawud | Aralık 12, 2017 | 0

Allâh’a Îmân: Allâh’a ve O’nun bildirdiği her şeye teslimiyetle inanmaktır. Mükellefe farz olan ilk şey Allâh’ı tanımaktır, yani Allâh’a yakışan sıfatları bilip, o sıfatlarla vasıflı olduğuna îmân etmek ve O’nu,…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar