BERAAT KANDİLİ

dawud | Mayıs 13, 2017 | 0 | Uncategorized

BERAAT KANDİLİ
Âlemlerin Rabbi olan Allâh’a hamd, efendimiz Muhammed’e salat ve selam olsun. Allâh-u Teâlâ Kurân-ı Kerîm’de bizlere şunu bildirmektedir: “Hayırlı amelleri işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz.”
Bu Âyette kurtuluşa erebilmemiz için bizlere hayırlı amelleri yapmayı emrediliyor ve teşvik ediliyor. Her şeye Kâdir olan Rabbimizin bizlere işlememizi emrettiği hayırlardan bir tanesi de Beraat Kandili gibi geceleri hayırlarla geçirmektir. Namaz kılmak, Kurân-ı Kerim okumak, dua etmek, zikir yapmak, Allâh’a tövbe etmek ve Allâh’ın her Müslüman mükellefin üzerine farz kıldığı zarûri olan ilmi tahsil etmek gibi. Ayrıca Beraat kandili gecesinde Rabbimizin razı olduğu amellerde muvaffak olabilmek için Allâh’a dua edilmesi çokça mühimdir. Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurdu: “Şaban ayının 15. Gecesi olduğu zaman, gecesini ihya ediniz gündüzünde de oruç tutunuz.” (İbn-i Mâceh)
Efendimiz’in ﷺ “Beraat gecesini ihyâ ediniz” sözünün manası ise bu geceyi hayırlarla geçiriniz demektir. Yani herkim, üzerinde kaza namazları var ise kaza namazlarını eda ederek, yoksa nafile namazlarla meşgul olsun. Nitekim Efendimiz ﷺ bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurdu: “Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” Aynı şekilde ister bu gecede ister başka gecede olsun, Allâh’ı zikretmek mü’min kula çokça sevap kazandırıp fayda sağlar. Allâh’ı zikretmek kalpleri yumuşatır ve nefesleri temizler. Keza tövbe etmek te Müslümana fayda sağlar. Zira küçük olsun büyük olsun bütün günahlardan geciktirmeden derhal tövbe etmek farzdır. Tövbe Allâh’ın rızasına ulaşmak için atılacak ilk adımdır. Tövbe, günahların bağışlanmasına sebep olur. Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurdu: “Günahından tövbe eden kimse, günahı işlememiş gibidir.” (İmâm Beyhakî)
Bu gecelerde yapılan dua kabul edilir. Ancak dua edebilmek içinde ilme ihtiyacımız vardır ki ettiğimiz dua Allâh’ın dinine muvafık olsun. Çünkü bazı insanlar kendilerince dua ederler ancak Allâh’ın dinine muhalif olurlar. Bazı insanların Beraat gecesi özel duası dedikleri bazı dualarda dinimize aykırı olan bazı ibarelere rastlıyoruz. Bu ibarelerden bazıları şu şekildedir: “Allâh’ım! Şayet beni Levh-i Mahfuz’da şakî (kafir) olan kimselerden yazmışsan onu sil ve beni Müslümanlardan yaz” , “Allâh’ım! Şayet beni rızkı az olup mahrum olanlardan yazdıysan onu sil ve rızkımı bollaştır” Bu ve bunun gibi batıl olan sözler, Ömer Efendimiz’den veya Mücâhitten sahih bir senetle varit olmamıştır. Çünkü Allâh’ın dilemesi, dua eden bir kimsenin duası, sadaka veren bir kimsenin sadakası ya da başka hayırlı bir amel ile asla değişmez. Bu ve buna benzer bozuk inanışlar kişiyi İslâm’dan ayırır; imânını bozar. Zira Allâh Kurân-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ
“Allâh’ın takdiri değişmez.” Allâh-u Teâlâ bir şeyin olmasını dilemişse o kesinlikle olur. Şayet yüce Allâh’ın takdiri bir kimse için değişecek olsaydı sevgili peygamberi Muhammed ﷺ için değişirdi. Ancak bizzat Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Rabbimden üç şey niyaz ettim. İkisini verip birini vermedi ve buyurdu ki: Ey Muhammed ben bir şeyi dilemişsem o dilediğim kesinlikle değişmez.” Noksan sıfatlardan münezzeh olan Yüce Allâh dilemesini en sevdiği kulu Muhammed ﷺ için değiştirmediyse, nasıl olur da bizden birinin duası için değiştirir!  Bu ve buna benzer bozuk inanışlar kişiyi İslâm’dan ayırır; imânını bozar.Allâh’ın dileği asla değişmez. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor ki: “Allâh’ın dilediği olur dilemediği ise asla olmaz.” Bu inanış kişiyi İslâm’dan ayırır; imânını bozar.Bazı kimselerin dilinde dolaşıp İmam Ebu Bekir iftira olarak nispet edilen ve dinimize muhalif olan söylemlerden Müslümanları sakındırıp uyarmak farzdır. Bu batıl söylemlerden biri de Ebu Bekir efendimize nispet edilen şu sözdür: “Allâh’ım! Bedenimi o kadar büyüt ki benden başka hiç kimse Cehenneme sığmasın. Diğer batıl söylem ise şu şekildedir: “Allâh’ım! Bana öyle çok gözyaşı nasip et ki Cehennemin ateşini gözyaşlarımla söndüreyim ve hiç kimse Cehenneme girmesin.” Bu sözlerin içeriğinde Yüce Allâh’ın takdirinin değişmesini talep etme vardır ki bu da Kur’ân’da bildirilen ve Efendimizin tebliğ ettiği inanca aykırıdır. Bu imandan ayıran lafızları söylemekten Ebu Bekir Efendimizi tenzih ederiz. O Cennet’le müjdelenmiş sahâbi olarak, nasıl olur da Allâh-u Teâlâ’nın “Andolsun ki Cehennemi insan ve cinlerle dolduracağım” manasındaki âyetine zıt ve muhalif söz söyleyebilirler? Allâh-u Teâlâ bu âyette kâfirlerin kesinlikle Cehenneme gireceklerini bildirmiştir. Aynı şekilde Efendimiz ﷺ bazı günahkâr Müslümanların Cehenneme gireceklerini bildirdi. Bundan sonra nasıl kalkıp da Allâh’tan takdirini değiştirmesi talep edilir?!
Aynı şekilde Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişinin Kadir Gecesi’nde olup Beraat Kandili’nde olmadığını beyan etmemiz gerekir. Çünkü Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de buyurdu ki: إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
Anlamı : “Biz Kurân’ı Kadir gecesinde indirdik.”
Beraat Kandili bizlere en efdal olan 11 ayın sultanı Ramadân’ın habercisidir. Öyle bir aydır ki ayların efendisi ve orucun, ibadetlerin, sabrın, iyiliğin, yardımlaşmanın, fakir fukaraya yemek yedirmenin, ihtiyaç sahiplerine giysi giydirmenin ayıdır. Allâh bizlere bu gecede bolca ibadet etmeyi nasip eylesin…

Benzer Postlarımız

KABİR HAYATI

dawud | Ocak 16, 2018 | 0

Kabir hayatı, dünya hayatıyla ahiret arasında bir köprü gibidir. Bu hayata berzah hayatı da denilir.  Kabir hayatı, hadisin ifadesiyle, "Ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur." (İmâm…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

Son Yazılar

Arşivler

Son Yorumlar